BÜYÜK BİR PLAN VE PLANIN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ

en de pt-br es türk
Evrensel şifa biyotopu planı  –
Alman Ceren K. Sichmann tarafından tercüme

Tüm dünyadaki sevgili arkadaşlar!
Bu satırları, sevgi okulumuzun temeli olan Eros manifestosunu yazmak için Sabine Lichtenfels ile birlikte gelmiş olduğum Malta’dan yazıyorum.
Afrika sahili’nin, Lampedusa’nın yakınlarında, oturmuş önümüzdeki okyanusa bakıyoruz. Dünyayı sarmış bir isyanın, kelimelerle anlatılamaz insani bir kederin tam ortasındayız. Mülteci durumu tüm insanlığın trajedisi halinde. Birçoğumuz yardım etmek için elimizi, yüreğimizi açtık ve kendi gözlerimizle gördük,mesela Lesbos’ta olanları. Cok acık ki, yeni yanıtlara ihtiyacimiz var. Mültecilerin çilesine ancak, kendi ülkelerinde olduğu gibi misafir oldukları ülkelerdede temel değişiklikler uygulayabilirsek kalıcı bir çözüm getirebiliriz. Eğer dünyanın işleyişini doğru anladıysam, bunu gerçekten başarmamız mümkün. İmkansızı, imkanlı yapmak, bu durumda, düşünce sisteminde esaslı bir değişiklik yapmak anlamına geliyor. Bu yazıda, evrensel bir şifanın düşünce sistemine ışık tutmak istiyorum.
Gecenlerde internette ‘Yildirim barisi’nin Rüyasi’ (Ani baris) başlıklı bir yazı okudum. Yazar Martin Häusler, küresel savaşın hızlı bir şekilde bitebileceginden bahsediyordu. Bu çok güzel bir düsünce. Savasin şaşırtıcı biçimde kısa bir sürede bitebilmesi gerçektende mümkün, yalnız bu tek bir gecede olacak birşey değil. Bunun gerçekleşmesi icin dürüst bir kalbe olduğu gibi büyükte bir plana ihtiyaç var. Bu dünya çapındakı savaşı sona erdirebilmek için bazi şartları yerine getirmek gerekli. Peki ne bu şartlar?
İlk önce anlamamız gereken bugün ihtiyacimiz olanın sadece politik bir reform değil aynı zamanda temel bir sistem değişikligi olduğu. İnsanlık kültürünün yeni bir temel üzerine yerleştirilmesi gerekli. Gezegenimizdeki yerleşim ve insanlarla tüm varlikların birlikte yaşamı hakkında yeni bir konsept’e ihtiyacımız var. Bu konsepti hali hazırda, Kutsal Matriks dediğimiz yüksek bir dünya düzeninde bulabiliriz. Bu düzen varolan herseyin içinde var. En azından potansiyel olarak. Bu Matriks’i özünde, evrenin tüm bilgisini ve gizemlerini barındıran, herkesi ve herşeyi birbirine bağlayan, varlığımızın temelindeki form ve gerçeğimizin kutsal düzenini gösteren bir bütün olarak görebiliriz. (bkz: kitabım ‘Kutsal Matrix’). Biz- şifa biyotopu projesinin taşıyıcıları olarak birkaç on yıldır, toplum ve doğanın kutsal matriks’e uyumlu bir halde yeniden şekillendirilmesinin üzerinde calışıyoruz. İnsanoğlu bu deseni unutmuş durumda. Ataerkil-emperyalist-kapitalist sistem, morfogenetik bir savaş alanı yarattı ve dünyadaki yaşam binlerce yüzyıllık bir savaş tarihinin zulmünü çekiyor. Herbirimiz bu tarihin izlerini kollektif bir travma olarak icimizde taşıyoruz. Global bir şifa icin, kollektif geçmisten daha güçlü olan kollektif bir güce ihtiyacımız var. Global barışa ulaşmak için, kollektif travma çözülmeli ve morfogenetik savaş alanı morfogenetik barış alanına dönüştürülmeli. Bu süreç, yeni bir bilginin noosfer’e ve insanlığın içine işlenmesiyle başlıyor.

Yeni bir enformasyon
Yeni bilgi, her kıtada yeni, özerk yaşam alanlarının (Şifabiyotopları) kurulmasıyla ilgili. İnsanların ve tüm diğer varlıkların birlikte yaşamasıyla ilgili yeni bir modeli temsil ediyor. Enformasyonun işlemesi ve yeni bir morfogenetik alanın yaratılabilmesi için, herşeyin kökeni ve herşeyi birarada tutan yüksek yaşam düzeniyle uyuşmasi gerekli. Bütün varlıklar bu kutsal matriks’in evrensel düzeni ile bağlantılı. Herbirimiz, hernekadar tarihi saptırmalarla yabancılastırılmış olsakta, Kutsal matriks’in desenini genetik olarak içimizde taşıyoruz. Bizi yaratmış olan dünya ve biz insanların yaratmış olduğu dünya bir araya gelmeli. Yolculuğun asıl amacı bu. İnsani toplum düzeni ve ilahi düzen biraraya gelmeli ve dünyadaki zulüm sona ermeli. ‘Büyük plan’ , bu dönüşümün etkinleştirilmesi ve Kutsal matriks düzenininin açiga çıkarılmasından meydana geliyor. Bunu yapabiliriz cünkü bu düzeni içimizde barındırıyoruz. Kutsal matriks’in dünya düzeni, etik, ekolojik ve spiritüalizm gibi az cok hepimizin bilecegi konuları bünyesinde barındırıyor. Yaşamımızda kutsanmış denilebilecek anlar tecrübe etmişizdir. Kollektif dayanışma, doğaya farkındalıkla baktığımızda, dualarımıza aldığımız cevaplar, mucize şifalar yada aydınlanmalar veya eski kutsal bilgelik kitaplarından, upanişad’lar (Hinduizm’in felsefi ve daha çok mistik yapıdaki kutsal kitapları), Tao Te Ching(Antik bir çince metin), yada Matta incilinden ve nihayetinde modern doğa bilimlerindende bildiğimiz gibi. Kutsal matriks’i, en saf haliyle karşımıza çıktığında, hepimiz biliyor ve seviyoruz. Herseferinde onunla olan bağlantiyi kaybetmemizin sebebi ise davranış alışkanlıklarımız yüzünden değişik koşullanmış olmamızdır. Sistem değisikliği dünya üzerindeki, sistemi anlayan ve izleyen ilk gruplar tarafından başlatılacak. Görevleri, insan toplumunun evrimsel gelişimine, kutsal matriks’in kurallarına uymak doğrultusunda yeni bir yön vermek. Bunun için teoretik bir konsepte ayni zamandada planın insani tarafinin görülüp anlaşılabileceği, işleyen topluluklara ihtiyacımız var. Büyük plan bütünüyle koca bir bilgi paketi. Topluluk, sex, aşk, sevgi, işbirliği, çocukların yetiştirilmesi, şiddet olmadan hayvanlarla dayanışma, suyun şifa bulması, enerji ve besin’in kazanılması, yeni ekonomi ve dünya çapında yeni projeler arasında bir ağ oluşturulması. Bu global konsept’in amacı,dünyanın her bir yanında kutsal matrix’in prensiplerine, ökolojik, teknolojik, sosyal ve etik alanlarda uyum sağlamak.
Aslında temel düşünce hep aynı. Bu sisteme ayak bastığımız andan itibaren gerisi kendiliğinden gelecek çünkü içimizde bu bağlamlardan oluşan derin bir bilgi yatiyor. Geçmişimizin karanlığından, gittikçe dahada belirginleşen çizgiler ortaya çıkmaya başlıyor. Cinslerin birlikte yaşamı, hayvanlarla yaşam, doğayla, suyla, ‘kutsal ruh’la ve yüksek benliğimizle olan yaşamın çizgileri bunlar. Dünya üzerinde şifalı bir yaşam için çok açık ve net bir vizyon var! Bu her bir bireyin içinde gizli.
David Bohm’un sözlerini örnek gösterecek olursak, bu vizyon şu anda dünya’nın ‘örtülü düzen’inde. Bugünden itibaren ‘tezahür etmiş olan düzen’e dönüştürülmesi gerekli.

Yeni bir evrensel alan’ın olusturulması
Evrim, alanların kurulması ile işliyor. Bu doğanın evrimi için olduğu gibi toplumun evrimi icinde geçerli. 18.yüzyil’da buhar makinası icad edildikten sonra dünya capında endüstriyel bir devrim başladı. Yüz yıl sonra petrolün kullanımı keşfedildikten sonra büyük endüstri’de ciddi anlamda bir gelişme oldu. Atom bombasının gelişmesiyle ‘atom çağı’ başladı. Bilgisayar teknolojisiyle, bugün sonunu tahmin edemediğimiz, sanki daha yeni başlamış gibi gözüken bir çağ başladı. Bu buluşlar, her geçen gün dahada güçlenerek materyal dünya üzerinde insanları kullandı ve dünya bununla birlikte daha iyiye gitmedi. Peki ya eğer sosyal alanda büyük bir buluş (enformasyon) yaparsak? Durum bana göre gayet açık, kutsal matriks’in esaslarıyla uyuşan, yeni merkezler kurmak mümkün olduğunda, çok hızlı bir şekilde bütün bir sistem değişikliği adına dünya çapında bir yayılma gerçekleşir. Çünkü bu değişimi harekete geçiren kutsal matriks’in enformasyonu zaten heryerde halihazırda bulunmakta. Tüm varlıklar onunla baglantılı. Global morfogenetik süreç, kutsal matriks ile insan ruhunun titresimlerine bağlı. Bu titreşim vücut bulduğunda şifa gerçekleşir. Bu tek bir insan için olduğu gibi, dünyanin her bir köşesi ve tüm insanlık için geçerli. Yeni enformasyon dünyaya iki kademe ile giriş yapacak. İlk olarak belirli modeller halinde (şifa biyotopu), ikinci olarakta dijital teknoloji sayesinde gercekleşecek olan evrensel bir bilgi yayilimi. Bunlardan biriyle, yeni modellerin işleyiş biçimini göstermiş olup diğeriyle noosfer’e yeni enformasyonu tekrar cağirmak icin insanliğin hazir olmasini sağlamak. Dünyanın enformasyon alanında şu anda heyecanlı bir durum hakim. Bu iki kademe sayesinde yeni bi dünya toplumunun temelleri atılmış olacak.

Enformasyon aracılıgıyla materyal dünya nasıl değişecek
Dünya, tek bir esaslı bilgi sayesinde değişebilir. Dünyanın bağlamlarını kendi fiziksel sistemimizde tecrübe edebiliriz. Basit bir örnek gösterecek olursak, birisine karşi sinirli olduğumuzda vücudumuz agresiflikle tepki verir. Sonradan durumun yanlış anlaşılma olduğu ve karşımızdaki kişinin aslında haklı olduğunu ögrenirsek, fiziksel sistemimizde anında bir değişiklik olur. Kızgın olmanın aksine o kişiye karşı sempati duyarız. Bunlar fizyolojik, materyal, ölçülebilir süreçler. Ben bunu çok dikkat çekici bir gerçek olarak görüyorum. Sistemimiz, önemli herhangi bir bilginin alınmasına, tüm organizmamızı ceşitli yönlerde etkileyen, nörotransmitter’lerin salgılanmasıyla tepki gösteriyor. Nörotransmitter’ler DNA’yı proteinlerin salgılanması için harekete geçiriyor buda fiziksel koordinasyonu etkiliyor. Buradan yola çikarak anlayabiliriz ki, karmaşık bir sistem olan, 50trilyon hücreden oluşan hücre gövdesi yani bütün bir organizma, alınan tek bir bilgi ile yönetilebiliyor. Bu fenomeni mesela ‘mucize şifa’larda görebiliriz. İyileşmesi imkansiz gözüken hastalıkların, birtakım dua, pozitif bir olay yada yeni bir yaşam kararı sayesinde bütünüyle iyileşmesi gibi. Organizma yeni bir bilgi alir ve buna programını tamamiyle hastalıktan şifa’ya olarak değiştirir. Bazen bu büyük etkiyi yaratan küçücük şeylerdir. İnsan organizmasını, içine bakılıp farklı yönlere çevirildiğinde ve ışığın yansımasıyla renkli desenler gösteren bir aygıt olan kaleydoskop’la karşılaştırabiliriz. Bu desenlerin herbiri kaleydoskopun repertuvarında zaten var. Hangi desenin ortaya çıktığı aygıtın çevirildiği yön ve nasıl çevirildiğine bağlı.
Bir birey için geçerli olan birşey tüm insanlık için geçerli olamazmı?
Bireyler, insanoğlunun süper organizmasının birer hücresi gibidir. Kutsal matriks’le uyum içerisinde olan, yeni bir bilgi dünyaya (noosfer) yayıldığında, tüm bireylerde etkisini gösterir. Herbirimiz kutsal matriks’in temel enformasyonuna bağlıyız ve tıpkı bir hastanın vücudundaki hücreler gibi şifalı güçleri alabiliriz. Hepimiz uzun bir savaş tarihinin travması sonucunda kafa karışıklığı yaşıyoruz. Herbirimizde bulunan temel desen, epigenetik olarak bozulmuş hatta tanınmayacak hale gelmiş durumda. Buna rağmen bu ana desen içimizde biryerde kayıtlı. Ana desen, yeni bir enformasyon aracılığıyla tekrar aktif hale geldiğinde, bu kutsal matriks’in içsel organizmada mutlak bir tekrar harekete geçirilişi anlamına gelir. (Holografik bir film düşünün, saklanmış olan resmin, doğru açıdan ışıklandırıldığında tekrar belirmesi gibi). Bir katil bile derin insanlık bilgisiyle karşılaştırıldığında iyi bir insan olabilir, çünkü oda yüksek benliğinde herkes gibi kutsal matriks’in enformasyonunu taşır. (Atman-can,ruh,nefes-,insanin hayatinin özü- , mesih dogasi)
Bu düşünceyi izlediğimizde, organizmanın bambaşka bir enformasyon taşıdığı, savaşın fizyolojik olarak mümkün olmadığı bir noktaya gelindiğini anlarız.

Kendiliğinden prensibi
Ağaçlar kendi kendine büyür, biyotoplar kendiliğinden kurulur ve küçük bir bebek kendiliğinden yürümeye başlar. Bir ressam, dansçı veya besteci yaptığı işle bir bütün olduğunda herşeyin akıcı bir biçimde kendiliğinden geliştiğini farkeder. Hayat, açıkça sarfedilen büyük bir çaba olmadan mucize olayların olmasını sağlayabilecek olan, kendiliğinden prensibine göre işler. Bu prensibi anlamak ve hergün daha bilinçli bir şekilde izlemek, kesinlikle yeni bir barış kültürünün hedefleri arasında yer alıyor. (doğu geleneklerindeki ‘wu wei’ ve ‘mo chi cu’ gibi) Castaneda’nin dediği gibi Tonal’dan (materyal dünya) Nagual’a (materyal olmayan dünya) geçiş toplum hayatına leziz bir katkıda bulunacaktır.
Kutsal matriks’in tutarli enformasyon alanında, içimizde bir kendi kendini iyileştirme, öz-örgütlenme düzeni yer bulur. Yeni enformasyon bir kere güçlendiginde ve kritik bir çoğunluğu aştığında, morfogenetik süreçte kendiliğinden işlemeye devam eder. Giderek artan bir öz-örgütlenmenin olduğu , şifalı bir yaşam alanında yaşadığımızda, genetik olarak bu alana bağlı olduğumuzdan, tüm detayları anlamamız veya tüm yaşam çatışmalarını terapisel olarak çözmüş olmamız gerekmez. İnsanlar manyetik alanda demir partikülleri gibi davranırlar. Herkes kendisini güç hatlarının düzenine oturtur. Burada bahsettiğimiz ‘büyük plan’, global şifa biyotopu’nun bilgilerine ve bir dizi güç hatlarına sahip. Plan, herşeyin ve herkesin kendisini düzenine oturtacağı bir manyetik alan olarak görülebilir. Plan aracılığıyla, birlikte çalışanların tutarlılığına bağlı olarak, öz-örgütlenme, etkisini gösterecektir. Şöyle söylemek uygunsa, patron, planın ta kendisidir. Toplum ne kadar tutarlı ve aynı yönde planı izlerse, o kadar az dışardan otoriteye ihtiyaç duyar. Burada çok yönlü temel demokrati yeni bir anlam kazanabilir.

Cinsel şiddete kesin son. Birlikteliğe yeni bir vizyon ve cinsiyetler arasında sevgi
Yeni enformasyonun esaslı noktalarından biride, cinsler arasındaki sevgi. Her birimiz kadın ve erkeğin birleşiminden meydana geldik. Kadın ve erkek insanlığın iki yarısı ve ne şiddet nede aşağılanma olmadan, tam bir güvenle tekrar biraraya gelmeliler. (Bu homoseksüelliğe karşi yapılan bir değer yargısı değil, biyolojik olarak hepimizin meydana geldiği bir temel birliktelik. Sevginin her türlüsü, içtenlikle ve doğruluğu izlediği sürece şifaya hizmet eder. )
Peki eski projeksiyoların ardındaki doğruluk nerede saklı? Etkileşim nereden geliyor, büyülü çekim kuvveti nereden geliyor? Bütün kültürel projeksiyonların ardında, kadın ve erkeğin temelinde bir fark varmi? Belkide yaratılışın derin bir gizemi. Sürekli olan bir sevgi ve beraberlik için, cinsler birbirlerini ruhsal olarak tanımalı. Buda cinsel ihtiyaçlarımız konusunda dürüst olmayı gerektiriyor. Hepimiz az yada çok cinsellik konusunda cokesliyiz. Hemen hemen herkes, çift ilişkisinde geçen belli bir süreden sonra, başkalarına karşı olan isteği tecrübe etmiştir. Bunda bir yanlışlık yoktur.
Sadece kafalarımıza kazınmış olan eski ilişki anlayışı, güven’e karşı olan eski tip bir anlayış, bu istekleri gizlememize sebep olmuştur. Hatta kendimizden bile. Aslında, sadakatin başka, daha büyük bir formu vardir. Çiftlerden birisi, bir başkasıyla birlikte olmak istediğinde sarsılmayacak olan, radikal güven üstüne kurulu bir sadakat. Aşk’ta fazlasıyla güvensizlik kök salmış , ilişkiler yalanların gölgesinde kalmış durumda. Çiftler arasında tekrardan bir güven sağlanması için, tüm insanlara özgür, yalansız bir cinsel hayatı mümkün kılan yeni bir sosyal düzenin kurulması gerekli. Burada Özgür Ask’tan bahsediyoruz. Bu bir fantazi değil, kültürel bir kavram. Özgür aşk’ın olduğu, iletişim yeteneğimizi geliştirmiş olduğumuz bir alanda şiddet ve aşağılanmanın oldugu pornografik takıntılar, kendiliğinden yok olur. Tabiki özgür aşk ile bütün bir cins problematiği çözülmüş olmuyor ama bununla birlikte en azından tarihi bir bariyeri ortadan kaldırmış olup bilginin yolunda ilerlemeye devam edebiliriz. Özgür aşk sadece çiftlerin arasında bütünüyle bir güven hakim olduğunda mümkün olabilir ve bunun için işleyen topluluklara ihtiyaç vardır. Bizim topluluğumuzda(Tamera) özgür aşk’a geçis uygun alan yaratıldığında, nerdeyse kendiliğinden gelişti. Katılımcılar istediklerinde ikili ilişkilerini devam ettirebildiler, kimse onlari bundan alıkoymadı, aksine herzaman destek gördüler. Ama hangi ilişki, özgür aşk önlerinde dururken ikili olmak isterki? Beraberlik modeli bununla birlikte geçerliliğini yitirmiş olmuyor sadece başka bir temelin üzerine kuruluyor. İki insanın birbirine olan sadakati, özgür aşk sınavını geçerse, o sadakat tam güven teşkil eder. Özgür cinsellik ve ilişki birbirlerini bitirmeyip aksine tamamlıyorlar. ( Yazar örnek olarak şu satırları gösterebilir).
Sadece baskalarınıda sevmeye iznin olduğunda sadık olabilirsin. Kitabım ‘çözülmemiş eros’ta yazılı. Şifa için bir anahtar, cinsellikteki hayvansal yönlerimizi kabul etmektir. Bununla, inanılmaz bir güce sahip olan ve kutsal matriks’inde bir dışa vurumu olan. saf et isteğinden bahsediyorum. Bu istekler sürekli olarak bastırıldıkları zaman talihsizlik meydana gelir. Cinsel çekim kuvvetini bastırmak barış’a hizmet etmez. Cinslerin iliskişinde dünya’da barış yada savaş olacagına dair karar veren bi nokta var. Bu, hayvani cinsel isteklerimizi kabul edip etmememizle ilgili. Hakim olmus olan sistemler, doğal cinsel güçlerin bastırılmasına dayalıydı. Bununla birlikte dünyaya bir yalan geldi ve geldiginden beri cins savaşı formunda etki gösteriyor. Kadına ve bedene karşı olan ataerkil savaş kadınlarda olduğu gibi erkeklerdede derin yaralar bıraktı. Binlerce yıldır, kadınlar için şehvetli ‘hayvansı’lığını, adını karaya cıkarmadan hatta belkide hayatını riske atmadan dışa vurmak nerdeyse imkansız oldu. Şu anda, burada belkide tüm öncekilerden daha önemli olan bir paradigma degişiminin eşiğindeyiz. Kutsal matriks’in bir dışa vurumu olan cinsel doğamız, ne şiddet nede kücük düşürülmek istiyor. Etin, bedenin hayvani açılımını arzuluyor. Bu mümkün olmadığı sürece sınırlar zorla yırtılır ve bugüne kadar tüm insanlığın doymuş olduğu sadistik senaryolar ortaya çıkar. Kurbanlar nerdeyse hep kadınlardı.( Kadın cinsinde nasıl bir sevgi gücü barınıyor olmalı ki, erkekleri hala sevebilecek durumdalar.) İki cins arasında tam bir güven olduğunda, bu güven en mahrem yerlere kadar ulaşabildiğinde ve sadece anlık değil, kalıcı ve kollektif olduğunda, işte o zaman gerçekten yeni bir şey gerçekleşir. Korkunun hologramı yerini güvenin hologramına devreder. Yeni nörotransmitter’ler insanlığın vücudunda salgılanır.

Barış kültüründe hayvanlar
Barış topluluklarının alan kurulumunda özellikle eğlendiren ve hayrete düşüren bir bölüm’de hayvanların davranışları. Hayvanlarda kutsal matriks’in ve somut ütopya’nin bir parçası. Bu konuya değiniyorum, çünkü özellikle, insanlar eski düşünce kafeslerinden dışarı adım attıklarında nelerin değişebileceğini açikca gözler önüne seriyor. Hayvanlar, Tamera’nın insanlarına güvenebileceklerinin farkına vardıklarında, köpekler ve vahşi domuzlar, avcılar ve diğer zalimlerden korunmak icin arsamıza geldiler. Hayvan dostlarımızla çok özel bir iletisim başladı. Su yılanları insanların ayaklarına sarıldılar yada göbeklerine kıvrılıp yattılar. Fareler yiyecek depolarına dokunmadılar bile, vahşi domuzlar sebze bahçelerimize saygı
gösterdi. Tavuk bahçesini açtığımızda vahşi hayvanlara, (sansar, firavun faresi,tilki) ilk haftalarda tavuk yememeleri gerektiğini söyledik. Tavuk bahcesinin kapisi hep acik durdu, tavuklar belirli bir çizgiye kadar yürüdüler ve bir tanesine bile zarar gelmedi. Mucize gibiydi ve öyleydide. Vahşi hayvanlar bariş topluluğunun kurallarına uydular. Otoritemize saygı gösterdiler. İnsan ve hayvan arasında eskiden sadece masallardan bildiğimiz bir ictenlik gelişti. Bu deneyimler sonrasında, hayvanların ne denli insanlarda oryantasyon aradıklarına ve güven hissettiklerinde nasıl kurallara uyduklarına, işbirliği yapabildiklerine emin olduk. Ve yine, buradada, güvenin temel,esas anlamını görüyoruz. Güvenli bir alan kurulduğunda, bütün bir alanın biyolojisi değişiyor. Su anda önünde durdugumuz çağ atlaması, güven adını taşıyor. Hep birlikte güven dolu bir dünyada yaşandığında , hiçbir varlığın bir ötekinden korkmasına gerek kalmayacak, karşılıklı güven hakim olduğunda, hiç bir insan bir hayvana işkence etme isteği duymayacak. Burada tüm varlıkların birarada şiddet olmadan yaşadığı yeni ve enteresan bir boyut açılıyor.

Evrensel şifa biyotopu projesi
Şifa biyotopları, korkunun matriks’inden şifanın matriks’ine yapılan sistem değişikliginde, insanoğlunun varoluşunun temel alanlarında araştırmaların yapıldığı ve hayata geçirildikleri örnek yaşam alanları. Şifa biyotopları yeni evrensel bir şifa enformasyonunun üzerinde calışıyor. Bu şifa enformasyonu temel olarak katılımcıların güvenlerinden oluşuyor. İnsanlar arasındaki güven ve hayvan-insan arasındaki güven. Tabiki bu güven, beş bin yıllık savaş tarihinden sonra öylece orada durmuyor, sosyal ve etik kurallarla yeniden kurulması gerekiyor. Güven hakim olduğunda bilginin kanalları açılıyor. Güven, yüksek dünyanın bize bilgilerini ilettiği bir kanal olarak görülebilir. Kutsal matriks’te bitakim sistem bağlamları var. Mesela, insanlığın aşk sorununa çözüm bulup bulamayacaği, farelerle, yılanlarla yada haşerelerle
nasıl geçindigine bağlı. Mezbahalarla, hayvanlar üzerinde yapilan deneylerle, kürk çiftlikleriyle dolu bir dünyada insani problemler kalıcı olarak çözülemez. Tüm canlıları içeren derin bir çağ atlayışı olmadan, gerçek bir şifa biyotopuda olamaz. Su, besin ve enerji için yapılan tüm en iyi yenilikler bile, temel bir insani güvene, herşeyden önce cinsler arasindaki güvene dayalı olmadıkları sürece sadece geçici bir süre etkili olabilirler. Bu, evrensel sifanin enformasyon paketinin önemli bir kilit noktası. Çünkü güven, insanlık vücuduna yeni nörotransmitter’ler gönderen şifali bir güçtür. Güven, işbirliği yapanlar arasında yüksek bir dürüstlük ve karşılıklı dayanışma ister. Şifa biyotopları, üstün bir evrensel amacı izlerler. Bu durumda işbirliği yapmalısınız. Bugün yeni kıyılara doğru yollarda olan binlerce kişilik grupların, üstün, ortak, global bir amaca ihtiyaci var. Ortak amacın enerjisinin titreşimi, büyük başarıyıda beraberinde getirecek. Sadece bu şekilde, eski kapiltalist sistemi şiddet olmadan ortadan kaldıracak olan,yeni bir dünyanın oluşumu için yükselen, evrensel bir hareket gerçekleşebilir. Burada ilişki içerisinde oldugumuz güc, para veya silah ile degil, sadece bilginin gücü ile çözülecek. İlk şifa biyotopları kurulupta söylendiği gibi işlediklerinde, dünyada bir degişiklik olacak. Mesaj yayılacak. Dünyanın farklı yerlerinde böyle merkezlerin kurulumu artacak. İnsanlar, enerji,su,besin gibi materyal sorulara oldugu gibi, insani sosyal sorularada kesin cevaplar verilebileceğinin farkına varacak. Elimizde olan imkanları kullandığımızda ve kapitalizmin karşı güçlerinin bizi durdurmasına izin vermediğimizde, dünyadaki hiç kimse, ne açlıktan, ne susuzluktan nede donarak ölmek zorunda kalmayacak, yada sürekli aşk acısı cekmeyecek. Her bir arsa, her köy hatta her semt şifa biyotopuna dönüştürülebilir. İnsanlar soracaklardır, Nasıl olacakta böyle küçük birlikler dev küreselleşmiş kapitalizmi aşabilecek, cevap herzaman aynı, kutsal matriks’in evrensel gücü’nün bağlantısı ile. Bu düşüncenin anlaşılması, benim için hayli önemli. Öylesine açık ve net olan bir kuvvet varki, tüm şiddetlerden daha güçlü. O kuvvet olmadan ne bir bitki büyüyebilir nede bir fide alfalti yarıp içinden geçebilirdi. Büyük plan’in mesaji yayılmalı.
Bunun icin her ülkede ortaklara, ve iyi bir dijital bağa ihtiyaç var. Krtitik bir kitle sayısı aşıldıktan sonra morfogenetik süreç bilgiyi kendiliğinden yaymaya devam edecektir. Bu noktaya ulaşıldıktan sonra, herşey çok çabuk gelişecek. Tıpkı silikon vadisinde olduğu gibi, çünkü bahsedilen bilgi zaten heryerde var. Bu süreci silikon vadisiyle karşılaştırmayı seviyorum çünkü, bence bugünün dijital teknolojisiyle, geleceğin spiritüel teknolojisi arasında yakın bir ilişki var. İki türlüde gizemli yollarla mesajlar paylaşılıp, ceşitli bilgiler ve resimler kablosuz dünyalara yollanıp, çok uzakta olan objeler yönetilebilmiştir. Bu yazıda bahsettiğim, şifa biyotopu şifali bir yaşam resmine sahip. Bu resim merkezi bilgisayara girildiğinde, varolan tüm monitörlerde görüntülenebilir. Dijital teknolojinin olduğu gibi, spiritüel internette bütün insanlarin bilinciyle bağlı olan insan bilincide böyle işliyor. Şifanın vizyonunu görebilmek için,vizyonun alınıp verilebiliceği içsel bir nokta bulmamız gerekli. Bu meditatif bir dua veya görüş olabilir. Vizyonu var olduğu icin görmemiz mümkün. Her buna benzer görüş, dışa vurum için yüksek bir imkan etkisi yaratır. Öyle tahmin ediyorum ki, gelecek olan barış merkezlerinde, bugünün teknolojisini aşan, spiritüel teknolojiler kendiliğinden gelişecek. Partnerim, Sabine Lichtenfels, neredeyse her hafta buna benzer fikirler alıyor. Tüm varlıklar, bu biyolojik internete bağlı durumda, herkes kutsal matriks’in tek ruhunda birbiriyle bağlı, bu yüzden herkes uygun enformasyona aynı tepkiyi gösteriyor. Bana şu an önemli gözüken, mümkün olduğu kadar çok insanın kutsal matriks’in sistemini anlaması ve imkanlarını tanıması. Bunlar, bugüne kadar henüz bir barış harekatının düşünememiş olduğu büyük ölçüde imkanlar.

Share your thoughts:

Your email address will not be published. Required fields are marked *